Orospu Sevdam
1Posted by admin | 0 comments
Orospu Sevdam
Aynı meyhanede, pencerenin önüne oturmuş cama vuruşunu ve aşağıya süzülüşünü izliyorum.
Orada, tam şu köşede oturuyordu ilk gördüğümde onu. Öyle hüzünlü bakıyordu ki gözlerindeki hüzne aşık oldum, sonra da mırıldandığı bir şarkıya..
Oturdum masasına, “bir içki söylesene” dedi. O içkisini içti, ben onun gözlerini. Ne yazacağımı aranmak için evimden öylesine çıktığım yaÄŸmurlu bir akÅŸamda, yosun gözleri bana yolu gösterdi. İncecik beyaz bileklerine, uzun parmaklarına baktım uzun uzun. Elleri ruhundaki narinliÄŸini anlatıyordu. Sohbetler yakınlaÅŸtırdı bizi, doÄŸuÅŸtan gelen bir yeteneÄŸi vardı sanki, bir sezgi gücü.. Kendimi anlatmak zorunda kalmazdım, ben baÅŸlardım o devam ederdi. Hemen her gün görmeye, her günün onun olmaya gidiyordum.
Bedenimin bedelini ödeyen bendim.
Sonra bir gün, günlerden bir gün öylece otururken, henüz aramızda özel bir ÅŸey konuÅŸulmamışken ve ben onu sadece gözlerimle severken, aynı akÅŸamlardan birindeyken “benle gel” dedim. Hiç düşünmedi bile. Åžimdi düşünüyorum da hiç kalkmasaydı o masadan beni hiç mutlu etmeseydi ve hiç hayatıma tanık olmasaydı daha mı iyi olurdu? Bir kere olmuÅŸ bir ÅŸey için, sonradan keÅŸke demenin anlamı var mı ki?
Bir orospuya aşık oldum ben.
Bir orospuyu sevdim, tek beni sevsin diye de uğrunda delirdim. Hiç usanmadım hep bekledim. Bekledim de tek beni sevsin istedim.
“Benim ruhum” dedi “Satılık, benim ruhum böyle. Bazıları böyle doÄŸar.” Hiç inanmadım. Hep aslında, hep gerçekte baÅŸka birini sevdiÄŸine inandım. “İnsan ruhuna özen göstermeli” dedim. “Ki ondan baÅŸka neyin var ki hayatta?”
Hayat, onu örselemiş, ben seveyim saçlarını gözüne inen perçemlerini çekeyim de görsün dünyayı, bıraksın onu inandırayım, tüm bildiklerini unutturayım istedim. Her şeyi unutturacak kadar bir tek onu seveyim istedim.
Bir orospuya aşık oldum.
Yüreğimle iş birliği yaptım. Küçük, zararsız, centilmen bir anlaşma..kimse zarar görmeyecek, herkes istediğini alacaktı. Başlarda o da heyecan duydu bu durumdan ben onu geri çağırana kadar. Sonra zırıl zırıl ağladı da gönül ben sade mendil uzattım, özür dilemedim. Çünki ben her şeyi onun için, çünki ben her şeyi o mutlu olsun, o sevinsin diye yaptım.
Sevdim ben onu. Başkalarından emerek yaşadığı kanı, kanımda dolaşsın istedim. Bilmem kaçıncı kez öpülen dudaklarından benim ismim dökülsün istedim. Sanki biraz sanki bir parça, ondan verseler kanıma, bütün dolaşımıma damardan verseler bir oh çekecek gibiydim, hastalıklı bir şekilde sevmeye devam ettim.
Bedenini almak bana zevk vermiyordu. Daha fazlasını istiyordum.. Bana, ruhuma ihtiyaç duysun, bensiz yapamasın istiyordum. Sevgimi, kokumu özlesin. Onun hakkımda umurunda olmadığı şeylerin hepsini bir anda istiyordum. Varken de yokken de aynı dertle meşgul oluyordum. Neden her sabah uyandığımda o vardı ki aklımda..neden bir gülüşüyle çocuklaşıyor da salıncaklara binip sallanıyor gönlüm, neden bir sözüyle tepeme doğuyordu ki güneş? Ve günler onunla nasıl anlamadığım hızla geçiyordu? Kaçtım bir müddet, gizlemeye çalıştım bu yapışkan sevdayı..saçmalama dedim kendime. Sonra gün geldi dedim ki evet , bir orospuyu da sevebilirsin ve evet sev..onu sevmekten başka ne iyi geliyor ki sana şu hayatta?
Oysa oralı olmadı, varlığımla yokluğum birdi. Sıkıldı benden zamanla, sevgimden, kayıp gitmek istedi ruhu ellerimden. Onu sevmem haz vermeye başladı.
Oysa ben o varken de yokken de aynı dertle meşgul oluyordum.
Neden her sabah uyandığımda o vardı ki aklımda..Neden onu soluyordum ki? Alışverişe gittiği zamanlar, saatleri sayıyordum. Bakkala sigara almaya çıksa merdivenlerde ayak seslerini bekliyordum. Çıt çıkartmadan, nefes almadan.. Soyunması, giyinmesi, saçını taraması, sigarasını yakması, uyuması hep bir hikaye konusuydu.
O, evde solurken daha rahat yazıyor, uyurken eve dolan huzuru seviyor ve o varken ben daha yaratıcı oluyordum.
Ben, en güzel hikayelerimi bir orospuyu severken yazdım.
“Benim için sevmek her ÅŸey, her ÅŸeyi o yüzden seviyorum, sevebiliyorum.” dedi. “Ben de her ÅŸeyi seviyorum” dedim. “ama içlerinden biri bir adım öne çıksa bu kötü mü?” bu dikkatini çekmedi, sigarasını kül tablasına silkip bir nefes daha aldı, ben susmadım : “Hem o söz dinlemez, laftan anlamaz. arsız bir tarafı da var üstelik ve o kadar cesur ki…”
Beni dinlemiyordu. Neden sevmeyi bilmiyordu? Sahip olmayı, aşkla çarpışmayı.. Neden bırakmıyordu ki onu seveyim? Bir tarafta ruhum vardı, bir tarafta aşkım. Aşkım doydukça ruhum aç kalıyordu ve aşkımı aç bıraktıkça ruhuma ağrılar giriyordu. Dayanılmaz ağrılar..
Ruhumun benden başka kimsesi yoktu. Sonra bir gün, tanıştığımız o meyhane de, hiç beklenmedik şekilde düşünceleri siktir ettim ve kalktım masadan, pencerenin yanındaki yağmur manzaralı masadan..
Bana baktı ve ÅŸefkat kokan sesiyle “seni seviyorum” dedi. Ona baktım öyle güzel görünüyordu ki.. Bir su damlasıydı o. Birden boÅŸalacak yüklü bulutlar gibi gözleri sorar baktı. Sanırım, onsuz yapamayacağımı sanıyordu. Ama, yaÅŸamak için birine ihtiyacınız yoktur tek ihtiyaç duyulan ÅŸey bir ruh ve bir bedendir. Beden hor kullanılabilir, eskiyebilir ama iÅŸ; ruhu yaÅŸatmak da ruhu yıpratmadan eskitmekte, tüketmeden geri vermekte verene.
Acı keman sesini severim ben, hayatı hatırlatır bana. Hayatta eninde sonunda hüznü. Sanırım ben, aÅŸkın beni acıtmasını her zaman sevdim. Acı çektikçe güzelleÅŸir mi insan? Ben güzelleÅŸtim…Acı enerjiydi, acısı bana enerji veriyordu.
Ben, cevabı başka birine vermiştim:
“Hadi” dedim ruhuma, “hadi gidelim koçum, yarın gene güneÅŸ doÄŸacak hem en güzel hikayelerin cebinde!”
Sezer Arslan
Devamini OkuMerhaba dünya!
WordPress’e hoÅŸ geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!
Devamini Oku
FOOTER BÖLÜMÜ !
